gelin adayı: kesinlikle maçlara karşı bir insanım. tamam ben de fanatiğim ama maç izlemiyorum.

nazife hanım: ben sinop’ta oturduğunuzu bilmiyodum. istanbul’da yaşar mısınız?
şükrü bey: yaşarım.
sinem yıldız: evin var mı burda nazife abla?
nazife hanım: evim var 4 katlı ama çocuklarla oturuyoruz, şimdi oraya da bunu götürmem biraz saçma gibi olacak.

ramazan: yengeç burcuyum, burcumu tam yerinde tutarım yanlız.

sinem yıldız: insaf teyze, siz niye anlaşamadınız?
insaf teyze: sinem hanım, ne köyü var ne şehri var!

kel damat adayı hakkında yorum yapan teyze: kızım, dış görünüşüne aldanma. yakışıklılık falan önemli değil. en güzel yerde oturuyo başkentte oturuyo daha ne olsun!

esra erol: peki siz uğur böceğ– uğur bey’le bi konuşsanız, sorunları halletmeye çalışsanız…

sinem yıldız: insanları yargılamayın. bir kere, “niye?” sorusunu hayatınızdan çıkarın. “niye öyle yaptın, niye böyle yaptın”, bunları unutun. “neden?” sorusunu sorun!

birgül: bakın, nurhayat’ın çocuğu olmamış. en doğal hakkı, çünkü çocuğu yok.

kendini tanıtan talip: bakın ben sigara içmiyorum. alkol zaten olamaz, sigara olmadıktan sonra.

sağ ve sol kollarını ters yönde daireler çizecek şekilde hareket ettirebilen erkek talip cumhur ilgiyi üzerine çeker;

hande ataizi: bunu araştırdın mı, beyinde nası oluyomuş, bi faydası var mı günlük hayatında?
cumhur: beynin nörotransmitır bölgesiyle ilgili. ya artıya kayıyo ya eksiye kayıyo, duygularla ilgili bi şey. telepatiye kayıyo, biyoenformasyon, biyoenerji… (yeteneklerini kullarak oryantal şov yapar.) bunun adı psişik oluyo. bunlar bilimsel adları.

hande ataizi: ahmet amca, anlaşırsanız muazzez hanıma takılar takmayı düşünüyo musun?
ahmet amca: düşünüyorum…
hande: o halde varsın.

esra erol: bocar’a talip var telefonda! bocar, bu tarafa gelsene, ordan sana beyaz ayarı yapamıyolar.
bocar: efendim?
esra: yani, orası karanlık… o kadar güzelsin ki…

(bocar zenci.)

hande ataizi: serkan, madem o parayı aldın, niye bu kızın gururuyla oynuyosun!?
birgül: NİYE GURURUMLA OYNUYOSUN!?
hande: dur sen gaza gelme ben söyledim zaten.

telefondaki talip kız: ben ilk defa katılıyorum böyle bi programa.
stüdyodaki adam: ben de ilk defa katılıyorum.
esra erol: ben de ilk defa böyle bi program sunuyorum.

konuk şarkıcının şarkısı:

sana isyan edenleri al da git
memleketi bölenleri al da git
karısını dövenleri al da git
azrailim al da git

kadın: esra hanım herşey çok güzel gidiyodu. 5 gün önceye kadar. 5 gün önce eski eşi aradı.
esra erol: eski eşi türk müydü?
kadın: hayır kızılderili.

ahmet: yunuslar gemiyi geçemezlerse kıskançlıktan çatlarlar, ortadan ikiye ayrılırlar. bu bilimsel bir gerçektir. yunusların gerçeği bu.

ahmet: kadınlara şiddetim yok çünkü ben de bi kadından doğmayım.

recep: şu yaşımda fark ediyorum ki çocuk yetiştirmek bir sanat. bazı insanlar becerebiliyor. biz beceremedik.

recep: dünyada dört ırk vardır: arap, osmanlı, avrupa, ve afrikalı, yani zenci.

zuhal topal kadın konuğun kriterlerini öğrenirken;

zuhal: sigara içiyor musunuz?
kadın: evet, maalesef.
zuhal: sigara içebilir yani… peki böyle kirli sakal? pis bıyık?.. leş gibi kaş?
kadın: …

kadın: arabanız var mı?
adam: bisikletim var.
(stüdyo kahkahaya boğulur.)
adam: ne gülüyosunuz! 3.5 milyara aldım!

zuhal topal: annen onaylayacak mı bu evliliği? konuştun mu annenle?
adam: konuşmadım, sürpriz yapmak istiyorum.
zuhal: nası yani? canlı yayın bu?
adam: yok ben sürpriz yapmak istiyorum.
zuhal: bak, etrafta kameralar var, görüyo musun? şu an bunları kaydediyor onlar, aynen annenin televizyonuna gidiyor.
adam: nası? şaka mı yapıyosunuz?

zuhal topal: torununuzla yaşıyormuşsunuz ahmet bey?
ahmet: evet.
zuhal: erkek, kız?
ahmet: erkek. kız.